Hukuksal Bakış - FORUM
ISLAH-FAİZ - Yazdırılabilir Versiyon

+- Hukuksal Bakış - FORUM (http://hukuksalbakis.com/form)
+-- Forum: Forum Yardımı ve Duyurular (/forumdisplay.php?fid=8)
+--- Forum: Hukuksal Tartışmalar (/forumdisplay.php?fid=13)
+--- Konu: ISLAH-FAİZ (/showthread.php?tid=1133)


ISLAH-FAİZ - ERKAN ÇAKIR - 03-27-2012 01:37 PM

Dava dilekçesinde faiz talebi sehven unutulmuştur. Islah kurumu ile sonradan dava tarihi itibari ile faiz istenilmesi mümkünmüdür? Şekil ve usulü nasıldır?


RE: ISLAH-FAİZ - Av.Süleyman Türk - 03-27-2012 02:58 PM

Aynı şey bir kere benim de iş mahkemesinde başıma gelmişti. Daha sonraki cevabi dilekçem de faiz istemlerimi dile getirmiş ve hakime de sehven unutulduğunu söylemiş olmama rağmen faiz yönünden karar verilmemişti. Faydalı olur mu bilemiyorum.


RE: ISLAH-FAİZ - Ramazan Ural - 03-28-2012 08:42 AM

ıslah ile faiz talebinde bulunulabilir
aksi taktirde faize hükmedilemez


RE: ISLAH-FAİZ - İlyas ÖZKAN - 03-28-2012 08:42 AM

YARGITAY 9.HUKUK DAİRESİ
Tarih: 20.1.2009 Esas: 2007/32356 Karar: 2009/246
Islah Dilekçesi Verilerek Dava Dilekçesindeki Faiz Başlangıç Tarihi Değiştirilemez

- 1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m.74,83,87


Davacı, gece çalışması ücreti ve bayram genel tatil ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava dilekçesinde talep edilen işçilik alacakları bakımından dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talep edilmiş, ıslah dilekçesi verilerek dava konusu miktarların arttırıldığı dilekçede dava dilekçesindeki faiz başlangıcının da düzeltildiği bildirilmiş ve toplu iş sözleşmesinde belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece hüküm altına alınan bir kısım işçilik alacakları bakımından toplu iş sözleşmesinde belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren faize karar verilmiştir.
Dava konusu miktarların ıslah yoluyla arttırıldığı dilekçede temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edilmişse de, söz konusu istek ıslaha konu olan miktarlar bakımından geçerlidir. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinde talep edilen miktarlar bakımından HUMK`nun 74. maddesinde sözü edilen taleple bağlılık kuralına uygun olarak dava tarihinden itibaren faize karar verilmelidir. Islah dilekçesi verilerek dava dilekçesinde sözü edilen faiz başlangıç tarihinin değiştirilmesi mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 03.07.2002 gün ve 2002/9-564 Esas, 2002/572 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Islahla arttırılan miktar bakımından toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme tarihinden faiz yürütülmesi yerinde ise de, kısmi davaya konu miktarlar bakımından dava tarihi yerine toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılan ödeme tarihlerinden itibaren faize karar verilmesi hatalı olup, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.


RE: ISLAH-FAİZ - AKIN UZUN - 03-29-2012 01:42 PM

Erkan Bey, Aşağıdaki yargıtay kararında " dava dilekçende fazi istemeyi unutmuş isen ıslah dilekçen ile de faiz isteyebileceğin belirtilmekte. Fakat faizin işlemeye başlayacağı tarih davayı açtığın tarih değil de ıslah yaptığın tarihtir.

T.C. YARGITAY

8.Hukuk Dairesi
Esas: 2010/1477
Karar: 2010/3922
Karar Tarihi: 13.10.2010


ÖZET: Olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık 1.1.2002 gününden önceki döneme ilişkin katkı payı alacağı isteğine ait bulunduğuna göre, kural olarak faizin başlangıç tarihi, dava tarihi ise de, davacı 21.1.2003 tarihli dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış, faize ait talebini 10.2.2006 tarihli ıslah dilekçesinde dile getirmiştir. Dava dilekçesinde harca esas değer olarak … TL gösterilmiş olup, bu …. TL için faiz talep edilmediğine ve faize ait talep tarihi 10.2.2006 olduğuna göre, hüküm altına alınan alacağın yalnızca …. TL'lik kısmı için faiz işletilebileceği ve bu faizin başlangıç tarihinin de ıslah tarihi olan 10.2.2006 tarihi olduğunun düşünülmesi gerekir. Mahkemece hükmedilen bütün alacağa işletilecek faizin 21.1.2003 olan dava gününden başlatılması doğru olmamıştır.

(4721 S. K. m. 202, 225) (743 S. K. m. 152, 170) (YİBK 07.10.1953 T. 1953/8 E. 1953/7 K.)

Dava: C. A. ile N. A.(Ş.) ve M. B. aralarındaki tapu iptali, tescil veya alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara 10. Aile Mahkemesinden verilen 07.04.2008 tarih ve 1029/412 s. hükmün Yargıtay’ca tetkiki davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili; evlilik birliği içerisinde bütün ödemeleri vekil edeni tarafından yapılarak edinildiği halde, davalı N. adına kayıtlanan İstanbul Kartal Yakacık Uğur Mumcu Mahallesinde bulunan Tarımcılar Kooperatifine ilişkin hissenin, 10.7.1998 gününde satılması ile elde edilen gelirle 36113 ada 11 parsel s. taşınmazın satın alındığını, satın alınan bu taşınmazın gene davalı N. adına tapuya tescil edildiğini, davalının ise bu taşınmazı vekil edeninden mal kaçırmak amacıyla gerçek değerinin altındaki bir bedelle sair davalı M. B.’a satarak devrettiğini ileri sürerek dava konusu 36113 ada 11 parselin davalı M. B. adına olan tapu kaydının iptali ile 36113 ada 11 parselin vekil edeni adına tapuya tescilini, olmaz ise, taşınmazın karar tarihindeki piyasa değerine isabet eden bedelin davalılardan alınarak vekil edenine verilmesini istemiş, 10.06.2006 tarihli dilekçe ile de dava konusu taşınmazın değerinin dava tarihi itibariyle 30000 TL olduğunu açıkladıktan sonra <tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkil adına tescili; olmadığı takdirde taşınmazın karar tarihindeki piyasa değerine karşılık, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 30000 TL'nin kanuni faizi ile birlikte vekil edenine ödenmesine karar verilmesini istediklerini> bildirmiştir.

Davalılardan N. vekili ise, dava konusu 36113 ada 11 parselin vekil edenine ilişkin kooperatif hissesinin satışı ile elde edilen bedelin kullanılmasıyla satın alınan bir yer olmadığını zira vekil edenine ilişkin ziynet eşyaları ve ailesinin desteği ile edinilen ve vekil edeni adına kayıtlı bulunan kooperatif hissesinin satışından elde edilen paranın davacı tarafından harcanarak tüketildiğini, dava konusu 36113 ada 11 parselin ise, vekil edeninin mesleğe iadesi sırasında toplu olarak aldığı maaş ödemelerinin kullanılması ile edinildiğini, davacı eşin bu taşınmazın edinilmesinde herhangi bir katkısının bulunmadığını ve zaten boşanma aşamasında mali bakımdan sıkıntıya düşen vekil edeni tarafından satıldığını ve satıştan elde edilen gelirin geçinebilmek için harcandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Diğer davalı M. B. ise yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece, <.....tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline ait talebin reddine, dava gününden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte 11000 YTL'nin N. A.’tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait talebin reddine> karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ait bölümü davalı N. vekili tarafından, redde ait bölümleri ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar 29.12.1988 gününde evlenmiş, 21.2.2005 gününde açılan boşanma davasının kabulüne ait hükmün kesinleşmesiyle 13.4.2006 gününde boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında evlenme gününden 1.1.2002 gününe kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı 21.2.2005 gününe kadar ise kanuni edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 225/2).

Dava, evlilik birliği içerisinde edinilerek davalı eş adına kayıtlanan taşınmaza yönelik tapu iptal ve tescil olmaz ise, alacak isteğine ilişkindir. 7.10.1953 günlü 8/7 s. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu iddia eden davacı, bu katkısına dayanarak ayın (mülkiyet) talep edemeyeceğinden, tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar vermesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Dosya arasında bulunan kayıt ve belgelere göre, 36113 ada 11 parselin, 171/649 hissesinin 743 s. TKM’nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu, 17.7.1998 gününde satın alınarak davalı N. adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Yasasının genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Katkı payı karşılığında bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması ve bunun kanıtlanması gerekmektedir.

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına, tarafların evlilik birliğinin kurulmasından dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihe kadar polis olarak çalışmaları, düzenli ve birbirine yakın gelire sahip olmaları (Davalı N. 23.2.1990-4.7.1995 tarihleri arasında meslekten çıkarma sebebiyle gelir elde edememiş ise de, mahkeme kararı ile mesleğe geri dönmesi sonucunda, özlük haklarından mahrum kaldığı döneme ait bütün geliri faizi ile kendisine dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihten önceki bir gün olan 31.12.1997 gününde ödenmiş olduğuna göre devamlı ve düzenli gelir sahibi olduğu hususunda duraksamamak gerekir) tarafların evlendikleri günden taşınmazın edinildiği tarihe kadar geçen dönemde elde ettikleri toplam gelirlerin birbirine oranlanması ile bulunan dosya içeriğine uygun bilirkişi raporu doğrultusunda ve davalı kocanın 743 s. TKM’ nin 152. maddesi uyarınca aileyi geçindirme yükümlüğü de dikkate alınarak bulunan fedakarlığın denkleştirilmesi ve hakkaniyet ilkesi taraflar arasında görülen bu tür davalarda uygulanan ilkeler olduğundan; davacı katkısına ait değerlendirmede herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı C. dava konusu taşınmazın daha önce yalnızca kendisi tarafından yapılan ödemelerle alınan, dolayısı ile kişisel malı olduğunu ileri sürdüğü kooperatif hissesinin satılması ile elde edilen değerle alındığını belirtmiş ise de söz konusu kooperatif hissesi davalı N. adına kayıtlı olup, davacı bu kooperatif hissesinin edinilmesini sağlayan bedelinin tamamının yalnızca kendisi tarafından karşılandığını, davalı N.’ın bu konudaki savunmasını aşar şekilde soyut denetimden uzak, başka delillerle desteklenmeyen tanık ifadeleri dışında somut olarak kanıtlayamadığından değerlendirmede dikkate alınmaması doğru olmaktadır.

Davalı N. vekilinin ve davacı C. vekilinin hükmün esasına yönelik bütün temyiz itirazlarının açıklanan sebeplerle reddi ile hükmün esasa ait olan bölümlerinin ONANMASINA,

Davalı N. vekilinin faize ait temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasındaki uyuşmazlık 1.1.2002 gününden önceki döneme ilişkin katkı payı alacağı isteğine ait bulunduğuna göre, kural olarak faizin başlangıç tarihi, dava tarihi ise de, davacı 21.1.2003 tarihli dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış, faize ait talebini 10.2.2006 tarihli ıslah dilekçesinde dile getirmiştir. Dava dilekçesinde harca esas değer olarak 1000 TL gösterilmiş olup, bu 1000 TL için faiz talep edilmediğine ve faize ait talep tarihi 10.2.2006 olduğuna göre, hüküm altına alınan alacağın yalnızca 10000 TL'lik kısmı için faiz işletilebileceği ve bu faizin başlangıç tarihinin de ıslah tarihi olan 10.2.2006 tarihi olduğunun düşünülmesi gerekir. Mahkemece açıklanan durumun göz ardı edilmesiyle, hükmedilen bütün alacağa işletilecek faizin 21.1.2003 olan dava gününden başlatılması doğru olmamıştır.

[/i]Sonuç: Davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün, yalnızca faiz başlangıcı açısından ve açıklanan nedenlerle, HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aşağıda dökümleri yazılı 14,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL’nın temyiz eden davacıdan, 148,50 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 70,23 TL’nın temyiz eden davalıdan alınmasına 13.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı


RE: ISLAH-FAİZ - İlyas ÖZKAN - 03-30-2012 06:33 AM

Demekki unutulan faiz sonradan geriye dönük olarak ıslah yolu ile bile istenemiyor.Ek dava açmak lazım...